Kaynar Çerkes Festivali’nin Ardından:
- aydinalp4
- 23 Tem
- 4 dakikada okunur

Eksikleriyle, Güzellikleriyle Büyük Bir Buluşma
17–18 Temmuz tarihlerinde Kayseri Kaynar’da gerçekleştirilen 10. Geleneksel Kaynar Çerkes Festivali sona erdi.
Biz de Dziwawa olarak standımızla bu büyük organizasyonun bir parçası olduk. Festival öncesindeki hazırlık sürecini, festival günlerindeki büyük hareketliliği ve sonrasında yapılan yorumları yakından takip etme fırsatı bulduk.
Festival öncesinde de sonrasında da çok şey söylendi. Övgüler de vardı, oldukça sert eleştiriler de…
Ben ise meseleye biraz daha bütününden bakmak gerektiğini düşünüyorum.
40–50 Bin Kişiyi Bir Araya Getirmek Küçümsenecek Bir İş Değil
Yaklaşık 40–50 bin insanı, küçük sayılabilecek bir alanda bir araya getirmek; bu insanların güvenliğini sağlamak, yeme-içme ihtiyaçlarına cevap vermek, etkinlikler düzenlemek, onlarca standı ve binlerce aracı yönetmeye çalışmak başlı başına ciddi bir organizasyon işi.
Üstelik bütün bunların içerisinde belki de en önemli noktalardan biri şuydu:
On binlerce insan aynı yerde, aynı amaçla buluştu ve festival boyunca kayda değer bir tartışma ya da huzursuzluk yaşanmadan birlikte eğlendi.
Bunun değerini görmezden gelmemek gerekiyor.
Peki festivalin eksikleri yok muydu?
Elbette vardı.
Eleştirilmesi Gereken Noktalar da Var
Böylesine büyük bir katılım beklenen organizasyonda özellikle bazı konuların çok daha iyi planlanması gerektiği açıkça görüldü.
Tuvaletlerin hem sayısının yetersiz olması hem de hijyen konusunda beklentilerin altında kalması önemli sorunlardan biriydi.
Festival alanının yerleşimi, oluşacak büyük insan trafiğini yönlendirmekte yetersiz kaldı. Özellikle yoğun saatlerde insanların belirli noktalarda sıkışması, alan planlamasının gelecek organizasyonlarda yeniden düşünülmesi gerektiğini gösterdi.
Sahne etkinliklerini izlemek isteyen ziyaretçiler için ayrılan oturma alanlarının yetersizliği de başka bir eksiklikti. Dansları, müzikleri ve gösterileri seyretmek isteyen binlerce insan düşünüldüğünde daha geniş ve planlı seyir alanlarına ihtiyaç olduğu ortadaydı.
Bir diğer önemli problem iletişimdi.
On binlerce insanın ve standların aynı anda mobil iletişim altyapısına yüklenmesiyle GSM şebekelerinde ciddi sorunlar yaşandı. Özellikle bizler gibi satış yapan standlar açısından internet bağlantısının zayıflaması, iletişimin ve elektronik ödeme sistemlerinin aksaması ciddi sıkıntılar oluşturabiliyor.
Otopark konusu da festivalin geliştirilmesi gereken taraflarından biriydi. Araçların festival alanından oldukça uzakta bırakılması, giriş ve çıkış saatlerinde oluşan yoğunluk ve trafiğin yeterince yönlendirilememesi ziyaretçileri zorladı.
Bunların dışında da burada tek tek sıralamanın çok anlamlı olmayacağı irili ufaklı aksaklıklar elbette yaşandı.
Ancak bütün bunları söylerken madalyonun diğer tarafını görmemek büyük haksızlık olur.
Peki Bu Festival Bize Ne Kazandırdı?
Her şeyden önce çok güçlü bir tanıtım yapıldı ve bunun karşılığı katılımla alındı.
Festival programının ve katılımcılarının seçimi, organizasyonun ilgi çekmesinde önemli rol oynadı.
Ama bana göre rakamlardan daha değerli başka bir şey vardı:
40–50 bin Çerkes ve Çerkes dostu aynı yerde buluştu.
İnsanlar birbirlerini gördüler.
Tanıştılar.
Sohbet ettiler.
Uzun zamandır görüşmeyenler karşılaştılar.
Ve belki de en önemlisi, günlük hayatın koşuşturması içerisinde zaman zaman arka plana attığımız aidiyetimizi yeniden hatırladık.
Dans, Müzik ve Yemek…
Bizim organizasyonlarımızın vazgeçilmez üçlüsü yine bütün gücüyle oradaydı:
Dans, müzik ve yemek.
Çerkes kültürünün insanları bir araya getiren en güçlü unsurlarından olan bu üçlü festival boyunca oldukça kuvvetli şekilde işlendi.
Sahnedeki dansları izleyen gençlerden müziğe eşlik eden büyüklere, geleneksel yemeklerin başındaki kuyruklardan festival alanındaki sohbetlere kadar her yerde yaşayan bir kültür vardı.
Özellikle gençlerin festivale gösterdiği ilgi ayrıca değerliydi.
Festival alanına gelirken kıyafetlerine özen gösteren, geleneksel unsurları modern kıyafetleriyle birleştiren, arkadaşlarıyla birlikte festivale katılan çok sayıda genç görmek gelecek adına umut vericiydi.
Çünkü bir kültürün geleceğini yalnızca geçmişi anlatmak değil, gençlerin o kültürün içerisinde kendilerine bir yer bulabilmeleri belirliyor.
Anavatan ile Diaspora Arasında Bir Köprü
Festivalin bana göre en değerli taraflarından biri de anavatan ve diaspora Çerkeslerini bir araya getirmesiydi.
Farklı ülkelerden, şehirlerden ve bölgelerden gelen insanların aynı alanda buluşması; yeni dostlukların kurulmasına ve mevcut bağların güçlenmesine vesile oldu.
Bazen birkaç dakikalık bir sohbet, bazen birlikte çekilen bir fotoğraf, bazen bir dans…
Bunların her biri anavatan ile diaspora arasındaki bağların canlı kalmasına katkı sağlıyor.
Bu nedenle bu tür organizasyonları yalnızca "festival" olarak değerlendirmemek gerektiğini düşünüyorum.
Bunlar aynı zamanda kültürel buluşma alanlarıdır.
Belki de En Önemlisi: "Biz de Yapabiliriz" Düşüncesi
Kaynar’da oluşan o büyük kalabalığın başka bir etkisi daha var.
Bu büyüklükte bir organizasyonun gerçekleşebildiğini görmek diğer dernekleri, kurumları, toplulukları ve organizatörleri de düşünmeye sevk ediyor.
Neden biz de yapmayalım?
Neden başka şehirlerde de binlerce insanı bir araya getiren Çerkes organizasyonları olmasın?
Neden daha büyük kültür festivalleri, konserler, buluşmalar, gençlik etkinlikleri yapılmasın?
Kaynar Festivali'nin oluşturduğu büyük kalabalık, doğru değerlendirildiğinde başka organizasyonların da önünü açabilecek önemli bir motivasyon oluşturuyor.
Bu da festivalin görünmeyen ama belki de en önemli kazanımlarından biri.
Artıları Eksilerinden Fazlaydı
İki gün boyunca festival alanında bulunan ve standımız nedeniyle organizasyonu oldukça yakından gözlemleyen biri olarak benim değerlendirmem net:
Artıları, eksilerinden fazlasıyla fazlaydı.
Bu, "Her şey mükemmeldi, böyle devam edin." demek değil.
Tam tersine…
Tuvaletler daha iyi olmalı.
Alan planlaması yeniden düşünülmeli.
Oturma ve seyir alanları artırılmalı.
İletişim altyapısı için operatörlerle önceden çalışma yapılmalı.
Otopark ve trafik organizasyonu profesyonel şekilde planlanmalı.
On binlerce insanın geleceği öngörülerek altyapı buna göre hazırlanmalı.
Bunlar konuşulmalı, eleştirilmeli ve bir sonraki organizasyon için mutlaka değerlendirilmelidir.
Ancak eleştirmek ile yerin dibine sokmak arasında ciddi bir fark var.
Eleştirelim Ama Daha İyisini Yapmak İçin
Bir organizasyonda eksiklik gördüğümüzde yapılması gereken, emeği yok saymak değildir.
Eleştirilerimizi doğru muhataplarına, doğru şekilde iletmek ve çözümün bir parçası olmaya çalışmaktır.
Çünkü amaç birilerini başarısız ilan etmek değil;
bir sonraki festivali daha iyi hale getirmek olmalı.
40–50 bin insanı bir araya getirebiliyorsak, bir sonraki organizasyonda tuvalet sorununu da çözebiliriz.
Bu kadar büyük bir katılım sağlayabiliyorsak, trafik ve otopark planlamasını da daha iyi yapabiliriz.
Binlerce genci festivale çekebiliyorsak, onlar için daha güçlü kültürel içerikler de oluşturabiliriz.
Anavatan ile diasporayı aynı alanda buluşturabiliyorsak, bu bağı yılın yalnızca birkaç günüyle sınırlı bırakmayacak projeler de geliştirebiliriz.
Mesele kusursuz bir festival yapıldığını iddia etmek değil.
Mesele, yapılmış olanın üzerine daha iyisini koyabilmek.
Emeği Geçen Herkese Teşekkürler
Sonuç olarak Kaynar’da iki gün boyunca çok büyük bir Çerkes buluşması yaşandı.
On binlerce insan aynı müziği dinledi, aynı dansları izledi, aynı sofraların etrafında buluştu.
Gençlerimiz oradaydı.
Büyüklerimiz oradaydı.
Anavatandan gelen misafirlerimiz oradaydı.
Diasporanın farklı noktalarından gelen hemşehrilerimiz oradaydı.
Ve hep birlikte, kısa bir süre için bile olsa, günlük hayatın telaşından çıkıp kim olduğumuzu ve bizi birbirimize bağlayan şeyleri yeniden hatırladık.
Bana göre bütün eksiklerine rağmen Kaynar Çerkes Festivali'nin en büyük başarısı da buydu.
Şimdi yapılması gereken eksikleri görmezden gelmek de değil, bütün organizasyonu birkaç aksaklığa indirgeyerek değersizleştirmek de…
Doğru olan; yapılanı takdir etmek, eksikleri açıkça konuşmak ve daha iyisine talip olmaktır.
Çünkü bizim daha iyi organizasyonlara, daha büyük buluşmalara ve özellikle gençlerimizin kendilerini ait hissedebilecekleri daha fazla alana ihtiyacımız var.
Geleneksel Kaynar Çerkes Festivali'nin gerçekleşmesinde emeği geçen, günlerce hazırlık yapan, çalışan, sahne alan, stant açan, kilometrelerce yol gelerek festivale katılan ve bu büyük buluşmaya katkı sağlayan herkese teşekkürler.
Eksiklerimizi konuşalım.Hatalarımızdan ders çıkaralım.Ama güzel olanı da görmeyi unutmayalım.
Çünkü eleştirinin en değerlisi yıkmak için değil, daha iyisini birlikte kurmak için yapılanıdır.
Dziwawa
.png)


Yorumlar